Müzik
Kendimi bildim bileli hayatımda bir şekilde müzik vardı;
ama müzikle aramızdaki asıl ciddi yakınlaşma Kabataş Erkek
Lisesi yıllarımda oldu. Önce koroya girdim; ardından folk
grubunda solist oldum. Daha sonra İngilizce dersimize gelen
Gülseren Hocamızın, haftanın son iki ders saatini bizim
eğlenmemiz/sosyalleşmemiz için ayırdığı "free time" adını
verdiğimiz ve herkesin sırayla çıkıp yeteneğini gösterdiği
ya da sınıfı eğlendirdiği saatlerde benim şarkı söylediğim
bir günün çıkışında bana "güzel bir sesin var, bir de
şarkı söylerken kendine eşlik edebileceğin gitar gibi bir
enstrüman çalarsan çok işine yarar" demesiyle gitar
çalmak fikri aklıma girmişti. Folk grubunda bana gitar
çalmayı öğretebilecek birçok arkadaşım vardı. Onlardan bana
bir şeyler göstermelerini rica ettim. Önceleri "altı tane
tel, bir sürü perde, insanın kafası karışır, nasıl çalarım"
dediğim gitarı elime alınca ve arkadaşlarımın
yönlendirmeleriyle güzel sesler çıkartmayı başarınca hevesim
daha da arttı. Bana o gün birçok şarkı çalabileceğimi
söyledikleri 4 tane akor öğrettiler (Em-D-C-B7). Küçük
yaşlarımda sağolsun babamın arkadaşı Kemal Abi'yle darbuka
çalıştığımız için ritm konusunda sorun yaşamadım ve ritmi bu
akorlara eklediğimde ortaya Akdeniz Akşamları,
Kumralım gibi eline gitar alan hemen hemen herkesin
çaldığı, çocukluk yıllarımın en popüler şarkılarını kendime
eşlik edebilecek kadar çalabildiğimi gördüm. Hazırlık
senemizin ilk aylarıydı, yeni yıl yaklaşıyordu. Ben de aynı
zamanda doğumgünüm olan yılbaşında babamdan bana gitar
almasını istedim ve gidip Tünel'den bütçeme uygun bir gitar
beğenip aldım (hala saklarım:). Bundan sonrasında ise
aldığım kitapları okuyarak, internetteki kaynaklarda
araştırma yaparak ve arkadaşlarımla müzik yaparak yavaş
yavaş kendimi geliştirdim; ama annem kendi kendime yeterince
gelişemeyeceğimi düşünerek "madem gitar çalıyorsun ders
alırsan daha kolay geliştirirsin" dedi ve Tevfik'in
(beni gitara başlatan arkadaşım) armoni dersi aldığı Eray
Altınbüken'den 2 ay klasik gitar dersi almıştım. Aldığım
derslerin bana nota okuma konusunda büyük faydaları olmuş
olmasının yanısıra, dersler esnasında geçen sohbetler de çok
faydalı olmuştur. Lise gibi yoğun bir şekilde yeni
arkadaşlıklar edinilen ve yetişkin olmaya ilk adımın
atıldığı bir dönemde gitar çalmaya başlamamın beni birçok
kötülükten uzak tuttuğunu düşünüyorum. İnsanlar boş ve
amaçsız kaldıklarında yanlışa düşebilirler. Ben boş
kaldığımda saatlerce gitar çalabiliyor ve sıkılmıyordum.
Zaten okuldaki etkinlik saatlerinde de müzik odasında
oluyordum. Gençlik yıllarında
müzik, tiyatro, resim gibi bir sanat dalıyla ya da basket,
yüzme, voleybol gibi bir sporla
-hatta bunların birkaçıyla da olabilir tabi ki-
uğraşanların, bu şekilde yönlendirilenlerin birçok
kötülükten uzak duracaklarına ve sosyal hayatlarında daha
başarılı olacaklarına inanıyorum. Sevgiler,
Efecan Karagöz 31 Ekim 2008
|